Amerika Birleşik Devletleri ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerde tarihi bir dönemeç yaşanıyor. Küresel güvenlik mimarisini ve Orta Doğu’daki güç dengelerini kökten sarsacak açıklamalara imza atan ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetimi ile yürütülen nükleer müzakerelerde uzlaşma kapısını araladığını duyurdu. Beyaz Saray’da gerçekleştirilen basın bilgilendirmesinde konuşan Trump, taraflar arasında dostane bir mutabakata varılması durumunda nükleer materyallerin tamamen tasfiye edilmesini öngören son derece net ve katı bir plan sundu.
ABD Başkanı, Tahran ile masaya yatırılan şartların eksiksiz kabul edilmesi halinde, nükleer silahsızlanma operasyonunun bizzat Washington’ın tam denetimi, gözetimi ve kontrolü altında gerçekleştirileceğini üstüne basarak vurguladı. Geleceğe yönelik tasfiye sürecinin yol haritasını çizen Trump, uranyum stoklarının akıbetine dair tavizsiz bir duruş sergiledi. Siyasi otoritelere seslenen ABD lideri, eğer şimdi dostane ve kalıcı bir anlaşmaya varabilirsek, ellerindeki uranyumu birlikte imha edeceğiz. Ancak bu sürecin tamamı istisnasız bizim mutlak kontrolümüz altında ilerleyecek. Söz konusu nükleer materyal ister şu an bulunduğu gizli tesislerde olsun, ister başka bir coğrafi bölgeye taşınmış olsun, ekiplerimiz onu saklandığı yerden çıkarıp tamamen imha edecektir açıklamasında bulundu.
İran’ın nükleer altyapısını, uranyum zenginleştirme santrallerini ve sahadaki gizli askeri hareketliliklerini anlık olarak gözlemlediklerini ifade eden Donald Trump, askeri istihbarat teknolojilerinin ulaştığı akılalmaz boyutu gözler önüne serdi. Kurdukları Uzay Kuvvetleri sayesinde yörüngede çok gelişmiş kameralara sahip olduklarını belirten Trump, şu an yeryüzünün her noktasında adeta gözümüz var. Bahsi geçen tesislerin yakınında biri yürüyecek olsa, hatta siz orada yürüyor olsanız, uzaydaki kameralarımız sayesinde yakasındaki isme kadar net bir şekilde okuyabilirim. Bu gerçekten şaşırtıcı ve muazzam bir teknolojik üstünlüktür diyerek Tahran yönetimine gözdağı verdi.

2026 yılı itibarıyla yürütülen nükleer pazarlıklarda iki tarafın nihai bir anlaşmaya aslında çok yakın olduğunu belirten ABD Başkanı, ancak kendisinin ek güvenlik maddeleri konusunda ısrarcı davrandığını belirtti. Eski nükleer metinlerdeki boşlukları sert şekilde eleştiren Trump, masadaki pazarlığın bilinmeyen detaylarını şu sözlerle aktardı: İran tarafı nükleer silahlara hiçbir zaman sahip olmayacağını halihazırda kabul etti. Önümüze getirilen taslak anlaşmada nükleer silah geliştirmeyeceklerine dair standart bir madde yer alıyordu. Benim dışımdaki tüm bürokratlar bu maddeden son derece memnundu. Fakat ben itiraz ettim ve kendilerine sordum; peki bu adamlar silahı kendileri geliştirmez de gidip başka bir ülkeden hazır satın alırlarsa ya da bir şekilde dışarıdan elde ederlerse ne olacak? İşte bu yüzden metne sadece geliştirme değil, nükleer silahları ve teknolojiyi satın alma veya ne şekilde olursa olsun elde etme haklarının da bulunmadığını açıkça yazdırıyorum.
İranlı müzakerecilerin söz konusu güvenlik maddesine başlangıçta biraz direndiklerini ve kabul etmek istemediklerini itiraf eden Trump, ancak kararlı duruşumuz karşısında fazla dayanamadılar ve geri adım atarak bu şartı da kabul ettiler dedi.
İran’da yaşanan son saldırıların ardından babasının yerine geçerek ülkenin yeni dini lideri olan ancak henüz kamuoyunun önüne çıkmayan Mücteba Hamaney hakkında da ilk kez konuşan Trump, yeni liderle doğrudan diyalog kurmaya açık olduğunu ilan etti. Mücteba Hamaney’in fiziksel durumu ve karakter analizine dair çarpıcı iddialarda bulunan ABD Başkanı, kendisi babasına kıyasla çok daha genç ve bence siyasi konularda çok daha mantıklı hareket ediyor. Yaşanan olaylarda ağır şekilde yaralandığını biliyoruz. Fakat tüm bu ağır yaralarına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerin nasıl gittiğini sorgulaması ve diplomatik süreci takip etmesi ciddi bir cesaret göstergesidir. Normal şartlarda bu kadar ağır yaralanan bir insanın aklında bambaşka sağlık problemleri olurdu. Şu an tam olarak nerede tedavi gördüğünü veya saklandığını bildiğimi açıkça söylemek istemem, ancak buradaki istihbarat ağımız düşünüldüğünde orayı çok yüksek bir ihtimalle bildiğimi tahmin edebilirsiniz diyerek sözlerini noktaladı.