ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 8,5 yıl aradan sonra Çin’in başkenti Pekin’de gerçekleştirdikleri görüşmede küresel gündemi yakından ilgilendiren kritik başlıkları ele aldı. Yaklaşık 2 saat süren zirve, ticaret savaşlarından Orta Doğu’daki gerilimlere kadar birçok stratejik konunun masaya yatırıldığı önemli bir diplomatik temas olarak değerlendirildi.
Zirve sonrası yapılan açıklamalar, iki büyük gücün özellikle İran, Hürmüz Boğazı, Ukrayna ve Tayvan meselelerinde ortak zeminde buluştuğunu ortaya koydu.
Görüşmenin başında konuşan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD ile ilişkilerin doğru bir zeminde ilerlemesi gerektiğini belirterek küresel sistemde yaşanan hızlı dönüşümlere dikkat çekti. Şi, iki ülkenin rekabetten çok ortak çıkarlar üzerinden hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Çin lideri, ticaret savaşlarının kazananı olmayacağını vurgulayarak ekonomik anlaşmazlıkların yalnızca eşit ve yapıcı müzakerelerle çözülebileceğini söyledi. Tayvan meselesine de değinen Şi, bölgesel istikrarın korunmasının iki ülke için ortak çıkar olduğunu dile getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump ise görüşmenin başlangıcında yaptığı açıklamada zirveyi “tarihi bir buluşma” olarak nitelendirdi. Trump, ABD ile Çin ilişkilerinin geleceğine dair olumlu mesajlar vererek iki ülkenin birlikte büyük bir gelecek inşa edebileceğini söyledi.
Trump, küresel sorunların çözümünde Washington ve Pekin’in birlikte hareket etmesinin kritik önem taşıdığını belirtti ve iki ülke arasındaki ilişkilerin her zamankinden daha güçlü olacağına inandığını ifade etti.

Zirvenin en dikkat çekici sonucu, İran’a ilişkin alınan ortak tutum oldu. Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada, ABD ve Çin’in İran’ın nükleer silah edinmesine kesinlikle izin verilmeyeceği konusunda mutabakata vardığı bildirildi.
İki ülkenin, Orta Doğu’da artan gerilimi kontrol altına alma konusunda benzer bir yaklaşım benimsediği ve bölgedeki istikrarın korunmasının öncelik olduğu vurgulandı.
Görüşmede ele alınan bir diğer kritik başlık ise Hürmüz Boğazı oldu. Beyaz Saray açıklamasına göre iki lider, küresel enerji taşımacılığı açısından stratejik öneme sahip boğazın açık tutulması konusunda tam mutabakata vardı.
Bu kararın, küresel petrol ve enerji piyasaları açısından önemli bir istikrar mesajı olduğu değerlendirilirken, bölgedeki gerilimin azaltılması adına diplomatik çabaların devam edeceği belirtildi.
Zirvede yalnızca Orta Doğu değil, Ukrayna savaşı ve Kore Yarımadası’ndaki gelişmeler de ele alındı. İki liderin, küresel güvenlik mimarisine ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunduğu ifade edildi.
Çin devlet televizyonu tarafından yapılan açıklamada ise görüşmenin genel olarak yapıcı bir atmosferde geçtiği ve tarafların küresel istikrarın korunması gerektiği konusunda ortak anlayış geliştirdiği belirtildi.
Uzmanlar, zirvenin yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, 2026 yılı ve sonrasındaki küresel dengeler açısından da kritik bir dönüm noktası olabileceğini değerlendiriyor. Özellikle ABD ve Çin’in aynı başlıklarda ortak tutum sergilemesi, uluslararası sistemde yeni bir diplomatik sürecin habercisi olarak görülüyor.
Önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki temasların artması ve ekonomik ile güvenlik alanlarında yeni anlaşmaların gündeme gelmesi bekleniyor.