İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, 2026 yılının nisan ayında dijital platformlar üzerinden yürütülen geniş kapsamlı bir inceleme başlattı. Yapılan teknik takipler sonucunda, şarkıcı Yusuf Güney’in katıldığı bir programda, içeriğinde güçlü psikoaktif maddeler barındıran “Ayahuasca” çayına yönelik özendirici ifadeler kullandığı tespit edildi. Emniyet güçleri, toplum sağlığını tehdit eden bu tür maddelerin tanıtımına karşı yasal süreci işleterek ünlü şarkıcıyı gözaltına aldı.
İstanbul Emniyeti’nin 2026 nisan ayı raporuna göre, Yusuf Güney’in bir dijital platformda yaptığı açıklamalar, Türk Ceza Kanunu’nun “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasını Özendirme” suç kapsamına girdi. Ayahuasca çayının içeriğinde bulunan ve Türkiye’de kullanımı kesinlikle yasak olan DMT (Dimetiltriptamin) maddesinin, program sırasında “spiritüel bir deneyim” olarak lanse edilmesi üzerine narkotik ekipleri operasyon kararı aldı. Güney, emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edildi.
Ayahuasca, kökeni Amazon ormanlarına dayanan ve geleneksel olarak şaman ritüellerinde kullanılan bitkisel ancak son derece tehlikeli bir karışımdır. 2026 yılı itibarıyla popüler kültürde “ruhsal arınma” adı altında pazarlanmaya çalışılan bu çayın temelinde iki ana bileşen bulunur: Banisteriopsis caapi sarmaşığı ve DMT içeren bitkiler. Bu iki bitki kaynatıldığında, beyindeki algı sistemini tamamen devre dışı bırakan ve yoğun halüsinasyonlara yol açan bir zehirli karışıma dönüşmektedir.

Bakanlık ve Emniyet verilerine göre, Ayahuasca çayının ana bileşeni olan DMT maddesi, Türkiye’de uyuşturucu ve uyarıcı maddeler listesinde yer almaktadır. 2026 yılı hukuk normları çerçevesinde bu maddenin üretimi, bulundurulması, nakledilmesi ve özendirilmesi ağır hapis cezaları ile sonuçlanabilmektedir. İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü, bu tür maddelerin spiritüel bir kılıfla topluma sunulmasının uyuşturucu ile mücadele vizyonuna aykırı olduğunun altını çizmiştir.
Uzmanlar, Ayahuasca tüketiminin sadece yasal değil, tıbbi açıdan da ölümcül riskler taşıdığını belirtmektedir. 2026 sağlık raporlarına göre, bu karışımı kullanan bireylerde şiddetli mide bulantısı, kalp ritim bozuklukları, kontrol edilemeyen panik ataklar ve kalıcı psikolojik hasarlar gözlemlenmektedir. Özellikle kalp hastalığı veya psikiyatrik geçmişi olan kişilerde ani ölüm riskini tetikleyebilen bu sıvı, sinir sisteminde geri dönülemez tahribatlar yaratmaktadır.
Yusuf Güney soruşturması, 2026 yılında dijital yayınların uyuşturucu operasyonları kapsamındaki denetimlerinin arttığını gösteren önemli bir örnek teşkil ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü, sosyal medya fenomenleri ve sanatçıların geniş kitlelere hitap ederken yasaklı maddeleri masumlaştırıcı söylemlerden kaçınmaları gerektiğini hatırlattı. Kamuoyuna saygıyla duyurulan bu gelişme, uyuşturucu ile topyekun mücadelenin siber alanda da kararlılıkla sürdürüleceğinin bir mesajı oldu.