16 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve tüm Türkiye’yi yasa boğan okul saldırısının yankıları sürerken, olay yerinde görev yapan bir sağlık çalışanının sosyal medya paylaşımı büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Katliamın yaşandığı okula ilk ulaşan acil müdahale ekipleri arasında yer alan bir 112 personeli, nöbet bitiminde ağladığı anları kayıt altına alarak paylaştı. Görüntüler kısa sürede milyonlarca kişiye ulaşırken, beraberinde sert eleştirileri de getirdi.
Saldırı anında ve sonrasındaki kritik saatlerde profesyonel görevini başarıyla yürüten sağlık görevlisi, mesai süresince bastırdığı duygularını nöbetin sona ermesiyle birlikte serbest bıraktı. Yaşanan ağır tabloyu ve tanıklık ettiği acı dolu anları cep telefonuyla kaydeden görevli, 2026 yılının bu en karanlık gününde yaşadığı psikolojik çöküşü sosyal medya hesabından takipçilerine aktardı.
Sağlık çalışanının paylaştığı video, kısa sürede “şov yapıldığı” ve “insan acısının içerikleştirildiği” iddialarıyla yoğun eleştiri aldı. Özellikle görevlinin sosyal medya profilinde kendisini “içerik üreticisi” olarak tanıtması, kamuoyundaki tepkiyi daha da artırdı. Birçok kullanıcı, böylesine hassas bir olayda kişisel tanıtım kaygısının profesyonel etik kurallarının önüne geçmemesi gerektiği yönünde paylaşımlarda bulundu.

Gelen tepkiler üzerine yeni bir açıklama yapmak zorunda kalan 112 personeli, kendisini şu sözlerle savundu: “Lütfen beni boşverin, konu ben değilim. Amacım sadece orada yaşananların ve biz sağlık çalışanlarının üzerinde bıraktığı ağır psikolojik etkileri aktarmaktı. Ben sadece oradaki insanların ve çalışma arkadaşlarımın ruh halini temsil ediyordum.”
Görüntülerin infiale yol açmasının ardından Sağlık Bakanlığı, söz konusu personel hakkında idari soruşturma başlatıldığını duyurdu. Bakanlık yetkilileri, 2026 yılı itibarıyla güncellenen etik rehberler doğrultusunda, kamu görevlilerinin kriz anlarında ve görev başında sosyal medya kullanım sınırlarının ihlal edilip edilmediğinin titizlikle inceleneceğini bildirdi.
Bu olay, kamu personelinin görev alanlarındaki görüntüleri ve duygusal süreçleri paylaşmasının ne kadar etik olduğu tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, mesleki mahremiyet ile bireysel ifade özgürlüğü arasındaki çizginin, özellikle böylesine sarsıcı toplumsal olaylarda çok daha net çizilmesi gerektiğini vurguluyor. Soruşturma sonucu, diğer sağlık personelleri için de emsal teşkil edecek bir karar olma niteliği taşıyor.