Kamuoyunda geniş yankı uyandıran fon krizi soruşturmasında yeni bir isim daha gündeme geldi. Eski bürokrat Doç. Dr. Osman Arıkan Nacar hakkında, kriz ortaya çıkmadan önce sistemden 20 milyar lira çekerek yurt dışına çıktığı yönünde iddialar ortaya atıldı. Söz konusu tutarın, soruşturma kapsamında şimdiye kadar tek bir kişiyle ilişkilendirilen en yüksek miktar olduğu öne sürüldü.
Nacar’ın geçmişte Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde çeşitli görevlerde bulunduğu, ayrıca AK Parti’den iki kez aday adayı olduğu belirtildi. İddiaların soruşturma kapsamında yürütülen incelemeler çerçevesinde değerlendirildiği ifade edildi.
Fon kriziyle ilgili soruşturmanın yeni ayrıntılarında Nacar’ın adı, 20 milyar liralık bir işlem iddiasıyla gündeme geldi. Oda TV’de yer alan habere göre Nacar’ın kriz ortaya çıkmadan önce sistemden bu miktarda para çektiği ve ardından yurt dışına çıktığı öne sürüldü.
İddia edilen 20 milyar liralık tutarın büyüklüğü, soruşturmanın en dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Söz konusu rakamın doğruluğunun ve paranın hangi işlemler üzerinden hareket ettirildiğinin soruşturma kapsamında yapılacak incelemelerle netleşmesi bekleniyor.
Nacar ile ilişkilendirilen 20 milyar liralık işlem iddiası, fon krizinde tek bir kişiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen en yüksek miktar olarak gündeme geldi. Bu rakam, soruşturmanın finansal boyutuna ilişkin tartışmaları da yeniden alevlendirdi.
Soruşturma kapsamında farklı kişi ve şirketlerin finansal hareketlerinin incelendiği belirtilirken, yüksek tutarlı işlemlerin hangi tarihlerde gerçekleştirildiği, fon sistemiyle bağlantılarının bulunup bulunmadığı ve ilgili varlıkların akıbeti araştırılıyor.

Haberlerde yer alan iddiada, Nacar ile ilişkilendirilen 20 milyar liralık tutarın, soruşturma kapsamında adı daha önce gündeme gelen eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkında öne sürülen 2,2 milyar liralık kazanç iddiasının yaklaşık 10 katına denk geldiği belirtildi.
Ancak farklı kişi ve işlemlere ilişkin bu rakamların aynı nitelikte olup olmadığı ve nasıl hesaplandığı soruşturma sürecindeki resmi incelemeler sonucunda ortaya çıkacak. Bu nedenle söz konusu tutarlara ilişkin iddiaların soruşturma bulgularıyla birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.
Soruşturmanın bir diğer dikkat çeken başlığını ise Nacar’ın ticari ilişkileri oluşturuyor. Şirket kayıtlarında Nacar ile ortaklığı bulunan Ali Göl’ün de aynı soruşturma kapsamında tutuklandığı bildirildi.
Göl’ün tutuklanmasıyla birlikte Nacar ile arasındaki ticari bağlantılar ve şirket faaliyetleri de soruşturma kapsamında mercek altına alındı. Özellikle son dönemde gerçekleştirilen şirket hisse devirlerinin de incelemeye konu olduğu belirtildi.
Nacar ve Ali Göl’ün ticari faaliyetleriyle ilgili dikkat çeken gelişmelerden biri de E Data Teknoloji Pazarlama AŞ’nin hisse devri oldu. Nacar ve Göl’ün başka bir ortakla birlikte Ağustos 2026’da şirketin yüzde 63,85 oranındaki hissesini devraldığı ortaya çıktı.
Kamuyu Aydınlatma Platformu verilerine göre söz konusu üç ortağın şirket içerisindeki paylarının yüzde 21,28’er seviyesinde olduğu belirtildi. Böylece toplam yüzde 63,85 oranındaki payın üç ortak arasında eşit şekilde dağıldığı görüldü.
E Data Teknoloji’deki ortaklık değişikliği Rekabet Kurulu’nun da gündemine geldi. Kurulun Ağustos 2026’da şirket üzerindeki ortak kontrolün söz konusu isimlere devredilmesine ilişkin işleme resmi onay verdiği öğrenildi.
Hisse devrinin fon soruşturmasıyla bağlantısının bulunup bulunmadığı ve işlemlerin soruşturma açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı ise yapılacak incelemeler sonucunda netleşecek.
Osman Arıkan Nacar’ın adıyla gündeme gelen 20 milyar liralık işlem iddiası ve Ali Göl’ün tutuklanması, fon soruşturmasının kapsamının genişlediğine işaret eden yeni gelişmeler arasında yer aldı. Şirket devirleri, ortaklık ilişkileri ve yüksek tutarlı finansal hareketlerin soruşturma kapsamında ayrıntılı biçimde incelenmesi bekleniyor.
Nacar’ın 20 milyar liralık para çektiği ve yurt dışına çıktığı yönündeki iddiaların yanı sıra, söz konusu işlemlerin fon krizindeki diğer hareketlerle bağlantısının bulunup bulunmadığı da soruşturmanın ilerleyen aşamalarında açıklığa kavuşacak. Şu aşamada iddiaların kesinleşmiş yargı kararı niteliğinde olmadığı ve soruşturma makamlarının yapacağı incelemelerin belirleyici olacağı değerlendiriliyor.