2026 yılında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonlar, Amerikan iç siyasetinde de ciddi tartışmalara yol açtı. Eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, sosyal medya üzerinden yaptığı görüntülü açıklamada saldırılara açıkça karşı çıktığını duyurdu.
Harris, açıklamasında ABD Başkanı Donald Trump’ı doğrudan hedef aldı. Trump’ın aldığı kararın Amerikan halkının iradesini yansıtmadığını savunan Harris, “Trump, bizi Amerikan halkının istemediği bir savaşa sürükledi. Amerikan askerlerini tehlikeye attı. Bu keyfi savaşa kesinlikle karşıyım ve herkes de karşı olmalı” ifadelerini kullandı.
Harris ayrıca, Başkan’ın İran’a yönelik askeri müdahale kararını “rastgele” ve “yetkisiz” olarak nitelendirdi. Amerikan askerlerinin hayatının riske atıldığını vurgulayan Harris, savaş kararının Kongre denetimi olmadan alınamayacağını savundu.

Eski başkan yardımcısı, ABD Kongresi’ni derhal harekete geçmeye çağırarak, yürütmenin savaş yetkilerinin sınırlandırılması gerektiğini dile getirdi. Harris, “Amerikan halkı, oğullarımızın ve kızlarımızın bu yetkisiz, keyfi savaşa girmesini istemiyor” sözleriyle kamuoyunun tepkisini yansıttığını belirtti.
Washington’da bazı Demokrat isimlerin de benzer şekilde operasyonların yasal dayanağını sorguladığı ve Kongre’nin devreye girmesi gerektiğini savunduğu ifade ediliyor.
ABD ve İsrail, 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a yönelik askeri operasyon başlatmıştı. Tahran ile Washington arasında diplomatik müzakereler devam ederken gerçekleştirilen saldırılar, bölgede gerilimi hızla artırdı.
İran ise İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkelerde belirlenen hedeflere yönelik karşı saldırılar düzenlediğini duyurdu. Çatışmaların ardından İran’da çok sayıda üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği açıklandı.
İran Kızılayı tarafından yapılan açıklamada, bombardımanlar sonucunda 201 kişinin yaşamını yitirdiği ve 747 kişinin yaralandığı bildirildi. Açıklama, uluslararası kamuoyunda sivillerin korunmasına yönelik çağrıların artmasına neden oldu.
2026 yılı itibarıyla İran merkezli kriz, yalnızca Orta Doğu’daki askeri dengeleri değil, ABD iç siyasetini de derinden etkileyen bir başlık haline gelmiş durumda. Harris’in çıkışı, Washington’daki savaş yetkileri tartışmasını yeniden alevlendirdi.